Tarım ilacı kalıntısı

Tarım ilacı kalıntısı

Tarım ilacı kalıntısı
Irkçılık meselesi Türkiye’nin çok ama çok önemli bir sorunu.

Sivil-asker ilişkileri, din-devlet ilişkileri gibi konular da en azından ırkçılık meselesi kadar önemli konular.

Bu konulara Türkiye mutlaka çok kısa vadede kalıcı, demokratik, evrensel hukuk devleti ilkelerine uygun çözümler bulmalı ve yaşama geçirmeli.

Bu sorunlar Türkiye’nin çok önemli makro sorunları.

Ancak, bu çok önemli makro sorunların yanıbaşında çok daha az tartıştığımız ama en azından söz konusu makro sorunlar kadar önemli başka sorunlarımız da var.

Bu sorunlara mikro sorunlar adını vereceğim ama mikro kelimesinin sorunun önemini hafife aldığım izlenimini vermesinden korkuyorum.

Yaklaşık on gün önce Bursa’da yaş meyve ve sebze üretimi ve ihracatının sorunları masaya yatırıldı, tartışıldı.

Bursa Uludağ İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliği binasında sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda Uludağ Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salih Çelik yaptığı konuşmada şöyle bir ifade kullanıyor: “Türkiye’nin önümüzdeki 3-5 yıl içinde yaş meyve ve sebze ihracatında tarım ilacı kalıntısı nedeniyle çok zorlanacaktır”.

Başkan’ın bu açıklamasının ne anlama geldiği üzerinde uzun uzun düşünmek zorundayız.

Başkan yaş meyve ve sebze ihracatının bu senenin (2009) ilk altı ayında geçen senenin ilk altı ayına göre yüzde 35 düştüğünü ve bu düşüşün kriz ortamına paralel olarak denetimsizlikten de kaynaklandığını ifade ediyor.

Sayın Başkan’ın denetimsizlikten kastı yaş meyve ve sebze ihracat ürünleri üzerinde saptanan ve AB standartlarının çok üzerinde bulunan tarım ilacı kalıntısı.

Sayın Çalı şöyle diyor: “Yaş meyve ve sebzede tarım ilacı kalıntıları çok önemli bir sorun. Artık ithalatçı ülkeler kendi kriterlerine göre analiz ve denetime tabi tutarak yaş meyve ve sebze ithaline izin vermektedirler. Tarım ilacı kalıntısı konusunda uygulama ve yönetmelikler çıktı ancak uygulama ve denetim aşamasında maalesef istenilen yolu alamıyoruz.

Sayın Başkan konuşmasının bir bölümünde de Türkiye’nin toplam tarımsal üretiminin ancak yüzde 1 ya da 1.5’ünü ihraç edebildiğini ifade ediyor.

Tüm bu değerlendirmeleri beraber düşündüğümüzde mikro sorun olarak nitelendirdiğim tarım ilacı kalıntısı sorununun ne kadar önemli bir sorun olduğu gerçeğini çok net görüyoruz.

AB üyesi ülkelerin kendi vatandaşlarına tükettirmediği, kamu sağlığına zararlı gördüğü tarım ilacı kalıntısı çok yüksek yaş meyve ve sebze ürünlerinin bizim ülkemizdeki akıbeti gerçekten meçhul.

Tarım ürünlerinin toplam üretim miktarının ancak yüzde 1’i ihraç edilebiliyorsa, bakiye yüzde 99’u yani bizim tükettiğimiz meyveler üzerindeki tarım ilacı kalıntısı acaba nasıl denetleniyor?

AB üyesi ülkelerin ithaline izin vermediği zehirli ürünler ülkeye geri döndüğünde acaba bu ürünler yakılıyor mu, yoksa bunları biz mi tüketiyoruz?

Sayın Başkan’ın belirttiği yönetmelikler acaba AB süreci olmasa idi çıkar mıydı?

Hangi yerel güçler bu AB stanrdartlarındaki yönetmeliklerin uygulamasını engelliyor?

Kendi vatandaşına zehirli meyve ve sebze yedirmenin adı AB karşıtlı ve ulusalcılık mıdır?

Bu konu eninde sonunda dönüp dolaşıp Tarım Bakanlığı’nın sorumluluk alanına giriyor.

Tarım Bakanlığı ise ülkemizde son senelerde en başarılı bakanlıkların muhtemelen başlarında geliyor ama anlaşılan bir dizi yerel mekanizma Bakanlığı da by-pass etmeyi becerebiliyor.

AB meselesi özünde bir hukuk ve ekonomi meselesi ama en az bunlar kadar bir de zehirli erik, şeftali, kayısı yememe meselesi.

Çocukların yediği zehirli kiraz meselesi ırkçılık meselesi kadar önemlidir.

Hele bu zehirli kirazları AB ülkeleri kendi çocuklarına yedirmiyorsa.
(Eser Karakaş – 2009)

Bu konuyu oyla!
[Toplam: 2 Ortalama: 5]
(Visited 12 times, 1 visits today)

Benzer konular

Leave a Comment