Bu çiçeğe kim tükürdü?

Çayır Köpük Böceği (Philaenus spumarius)

Bu çiçeğe kim tükürdü?
Kış mevsiminin bitmesiyle beraber havaların ısınması, leyleklerin, kırlangıçların gelmesi ve daha birçok mevsimsel değişiklikler baharın habercisi. Isınan hava ve bahar yağmurlarıyla ağaçların ve diğer bitkilerin yeşermesi baharın diğer güzelliklerinden sadece birkaçı.

Baharın gelmesini dört gözle bekleyen, güzel renkleriyle etrafta sanki dans ederek uçan kelebekler, renk renk çiçeklere uyum sağlayan kırmızıdan sarıya değişik renkli uğur böcekleri ılık havanın tadını çıkarıyor. Baharda değişik bitkiler üzerinde dikkatimizi çeken böceklerden birisi de ne oldukları hakkında belki birçoğumuzun kafasında soru işareti bırakan köpük böcekleri olsa gerek. Latince “Hemiptera” ya da Türkçe “Yarım kanatlılar” olarak bilinen “Köpük böcekleri”, doğa bilimleri ile ilgilenen birçok kişi tarafından bitkiler üzerinde yaptıkları köpük ya da tükrüğe benzer salgılarıyla tanınmaktadır. Köpük böceklerinin adı da nimf denen tırtıl benzeri larvaların ürettiği ve ergin olana kadar nimf dönemini içinde geçirdikleri köpüksü salgıdan gelmektedir.

Köpük böceklerinin nimfleri İlkbahar’da birçok bitki üzerinde görülebilmektedir. Nimfler, narin ve yumuşak vücutlarını sıcaklık vb. gibi çevresel şartlar ayrıca kendilerini yiyen düşmanlara karşı korumak için bu köpüksü salgıyı yaparlar ve birkaç hafta bu salgı içerisinde yaşarlar. Ergin olduktan sonra köpük böcekleri köpük üretmez ve diğer böcekler gibi aktif halde bitkiler üzerinde beslenirler. Köpük böcekleri nimf ve ergin evrelerinde, besin ve su gereksinimlerini bitki özsuyundan sağlarlar. Yaz boyunca çiftleşen ergin köpük böcekleri yumurtalarını toprak veya bitki kalıntıları üzerine bırakarak Sonbaharda yaşama veda eder. Döllenmiş yumurtalar böylece kışı geçirdikten sonra İlkbahar’da çatlayarak açılır ve içinden köpük böceğinin yeni neslinin öncüleri olan larvalar çıkar. Larvalar bitkiler üzerinde beslenip gelişerek erginlere dönüşür.

Nisan ayı ortalarından sonra özellikle Mayıs ayında birçok otsu bitki ve hatta ağaç yaprakları üzerinde köpük böceklerinin ürettiği köpük salgısını görmek mümkündür. Köpük böceklerinin salgısı daha bilinmeden önceleri bu köpüksü salgı hakkında halk arasında birçok hikayeler üretilmiştir. Baharda bitkiler üzerinde görülen bu salgı, bazı yerel halk tarafından guguk kuşu tükürüğü olarak bilinmektedir. Çünkü köpük salgısının bitkiler üzerinde görülüşü, göçmen bir kuş olan guguk kuşunun baharda gelmesi ve yeşil alanlarda ötmeye başlamasıyla aynı zamana rastlamaktadır. Bazı yerel halk, bitkiler üzerindeki bu köpüğün kurbağa hatta yılan tükürüğü olduğuna inanmaktadır. Hatta bazıları bu köpüğün bitkiler ya da çekirgeler tarafından üretildiğine inanmaktadır.

Amerika ve Türkiye’yi içeren bazı yayınlarda köpük böceklerinin salgı yapmak için bitki özsuyunu emdikleri ve böylece ekonomik değeri olan bitkilerde ürün kayıplarına neden olduğu abartılı bir şekilde ileri sürülmektedir. Yakın zamanda köpük böcekleri üzerinde yapılan onlarca çalışmada, köpük böceklerinin öyle abartıldığı gibi zararlı olmadığı ispatlanmıştır. Çünkü örümceklerden, kuşlara kadar onlarla beslenen ve onların aşırı çoğalmasını önleyen birçok doğal düşmanları vardır. Zaten bilinçsizce kullanılan tarımsal ilaçların zararlarından tüm canlılar gibi onlar da nasibini almaktadır. Avrupa’da 20’den fazla tanımlanmış köpük böceği türü bilinmektedir. Edirne civarından 10 kadar farklı türü saptanmıştır.

Köpük böcekleri içerisinde birçok ülkede en yaygın olarak bilineni Çayır Köpük Böceği’dir (Philaenus spumarius). Bu türün en ilginç özelliği, sanki farklı böcek türlerine aitmiş gibi izlenim veren değişik renk ve desende bireyleri içermesidir. Bu farklı renk ve desenlenmenin nasıl ortaya çıktığı ile ilgili genetik çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar birçok konuda genetik alanına katkılar sağlamıştır. Genetik bilimine olan katkılardan başka yakın zamanda köpük böcekleriyle yapılan bazı ilginç çalışmalar, bu böceklerden küresel ısınma ve atmosferdeki karbondioksit artışı göstergesi olarak yararlanılabileceğini göstermiştir.

Bazı araştırmacılar köpük içerisindeki böceğin, gözle görülmeyen zararlı mikroskobik canlılara karşı, hatta onları yiyen düşmanlara karşı köpük içeriğindeki bazı maddelerce korunduğu fikrini ileri sürmektedir. Trakya Üniversitesi’nin Biyoloji ve Kimya bölümlerindeki bazı araştırmacıların Portekiz Lizbon Üniversitesi ile yaptıkları ortak genetik çalışmalara ilave olarak, köpük içerisindeki maddelerin neler olduğu araştırılmaktadır. Yakın zamanda elde edilen çalışma ön sonuçlarına göre, köpük kitlesi içerisindeki bazı maddelerin normalden yüksek miktarlarda olduğu saptanmıştır. Bu maddelerden bazılarının eskilerden beri tıpta bazı sindirim sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanıldıkları bilinmektedir. Sürmekte olan çalışmalarda, köpük içeriğinin insan sağlığına yararlı bir katkı yapabileceği olasılığı araştırılmaktadır. Sağlık açısından başka, köpük içerisindeki belirli madde miktarlarının bazı çevresel kirlenme etkenleri ile ilgili olup olamayacağı, yani köpük içeriğinin çevre kirliğinin bir indikatörü olabileceği konusu da halen devam eden araştırma konuları içerisindedir. Sağlıcakla kalın değerli okuyucularımız.

Kaynakça:
1)Yurtsever, S. 2000. Tr. J. Zool. 24:447-459.
2) Whittaker, J. 2001. J. Ecol. 89:507-518.
3)Karahalil, B. 2010. T.Ü Fen Bil. Enst. Yük. Lis. Tezi.1-99.

Click to rate this post!
[Total: 2 Average: 5]
(Visited 8 times, 1 visits today)

Benzer konular

Leave a Comment